Pagerank değerinizi artırmak için kasacağınız linklere dikkat ediniz. Özellikle yeni domain sahipleri bu uyarımı dikkate alsınlar. Etrafınıza baktığınızda pagerank değeri olmayan bir video sitesi bile 80 k hitte kadar çıkabiliyor. Pagerank aslında önemli ama en önemlisi güncel ve eşi olmayan içeriktir. Link alımı yaparken çok dikkatli olun hele hele de güncelleme yaklaşırken.
20 Aralık 2008 Cumartesi
pagerank güncellmesi için sand yemeyin sakın!!!
Pagerank değerinizi artırmak için kasacağınız linklere dikkat ediniz. Özellikle yeni domain sahipleri bu uyarımı dikkate alsınlar. Etrafınıza baktığınızda pagerank değeri olmayan bir video sitesi bile 80 k hitte kadar çıkabiliyor. Pagerank aslında önemli ama en önemlisi güncel ve eşi olmayan içeriktir. Link alımı yaparken çok dikkatli olun hele hele de güncelleme yaklaşırken.
24 Haziran 2008 Salı
Gazi Mustafa Kemal Atatürk Hakkında
Mustafa Kemal Atatürk 1881 yılında Selânik'te Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne Caddesi'ndeki üç katlı pembe evde doğdu.
Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım'dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi XIV-XV. yüzyıllarda Konya ve Aydın'dan Makedonya'ya yerleştirilmiş Kocacık Yörüklerindendir.
Annesi Zübeyde Hanım ise Selânik yakınlarındaki Langaza kasabasına yerleşmiş eski bir Türk ailesinin kızıdır.
Milis subaylığı, evkaf katipliği ve kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım'la evlendi.
Atatürk'ün beş kardeşinden dördü küçük yaşlarda öldü, sadece Makbule (Atadan) 1956 yılına değin yaşadı.
ATATÜRK'ÜN AİLESİ
| |
| Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım, Hacı Sofu ailesinden Feyzullah Ağa'nın kızıdır. Zeki, sağduyulu, dine ve geleneklere bağlı bir kadındı. Oğlunun mahalle mektebine gelenekten olan ilâhilerle başlamasını istemişti. Ancak oğlunun zamanın gerektirdiği biçimde yetişmesini engellememiş, hele kocası öldükten sonra onun iyi öğretim görmesine elinden geldiği kadar çalışmıştır… |
Onun sağduyusu ve taşıdığı yüksek onur duygularının bir örneği aşağıdaki olayda görülür.
O, daha Selanik'te bulundukları sırada oğlunun, kendi evinde, II inci Abdülhamit yönetimine karşı çalışan bir takım arkadaşları ile yaptığı toplantıda nelerle uğraşıldığını öğrenince, padişaha karşı çalışmanın sonuçlarından ürkmüş, ancak Mustafa Kemal'in işi kendisine anlatması üzerine sorunu kavrayıp " gizli şeyleriniz varsa ben saklayayım, muvaffak olmak zordur, mahvolmak daha tabiidir " dedikten sonra şöyle konuşmuştur :
" ... evlâdım bir gün bu işler olduktan sonra seni namus ve haysiyet sahibi olanlarla görmezsem işte o zaman meyus olurum. Ben senin kadar okumadım, senin kadar bilmem, seni gördüğün, anladığın şeyleri yapmaktan menetmeye kalkışmam, yalnız dikkat et, esas muvaffak olmaktır, muvaffak olmaya çalış "
Selanik, Yunanlıların eline düştükten sonra kızı Bayan Makbule (Ata'dan) ile İstanbul'a gelen Zübeyde Hanım millî mücadele sırasında binbir merak ve heyecan, ancak büyük kıvanç duyguları içinde İstanbul'da kalmış ve Ankara'ya gitmiştir.
Kalbinden hasta bulunduğu için Ankara'da kalması uygun görülmemiş ve zaferden sonra İzmir'e gönderilmiştir. Orada 1923 yılında vefat etmiştir.
| | Atatürk'ün babası Ali Rıza Efendi, Selânik yerlilerindendi. Uzak dedeleri Vidin'den ayrılarak Serez'de yerleşmişler, oradan da Selânik'e gelmişlerdi. Ali Rıza Efendi, önce Selanik'te evkaf kâtipliği yapmıştır. Atatürk, onu az hatırladığını söylemekle birlikte zekâ ve azmini anar, modern düşünceli bir kimse olduğunu söylerdi. 1876 da Sırbistan'la savaş başladıktan sonra Selanik'te gönüllülerden bir "Asakiri Milliye" taburu kurulmuş ve Ali Efendi orada mülâzımı evvel (Üsteğmen) olmuştur. |
II. Abdülhamid'in vehmi üzerine bu ve buna benzer birlikler dağıtıldıktan az sonra Ali Efendi'nin evkaftan çekilip rüsumat memuru olduğu anlaşılıyor. Daha sonra özel hayata atılıp kereste tüccarlığı yapmıştır.
Atatürk'ün Selanik'te doğduğu evden ailenin orta halli, hatta bundan az üstün durumda olduğu anlaşılmaktadır.
XIX. uncu yüzyılda hele taşralarda kayıtlar pek eksik olduğundan onun doğum günü bilinmemektedir. O, Rumi 1286 yılında doğmuş olarak kayıtlı olduğuna göre 1880 veya 1881 de doğmuş demektir. Adı Mustafa idi.
19 Mayıs 1932 de Bay Reşit Saffet Atabinen'in kendisine " Doğum gününüzü kutlarım " yollu bir telgraf çekmesi, Atatürk'ün hoşuna gitmişti. Bundan az sonra Temmuz 1932 de Türk Tarih Kurumu'nun ilk kongresi sırasında Aydın Halkevi'nin tarih, dil, edebiyat komitesinin bir " Gazi Günü " kabul etmek istediğini söyleyip ona doğum gününü soran öğretmene Atatürk : " Bana onu sormayınız, ben doğduğum günü bilmiyorum " der ve "Gazi Günü" olarak da : " Samsun'a çıktığım günü " yapınız sözünü eklemiştir. ATATÜRK'ÜN MATEMATİK TUTKUSU
![]() |
Atatürk'ün yaşamında (1881-1938) ilk olağanüstü başarısı, 1893 yılında, çocukluk çağında, orta öğrenimi döneminde matematik dersinde olmuş ve bunun sonucu olarak dersin öğretmeni O'nun adına "Kemal" ismini eklemiştir. Atatürk, Selanik Askeri Rüştiyesinde" geçen bu olayla ilgili anısını şöyle anlatıyor :
" ... Rüştiyede en çok matematiğe merak sardım. Az zamanda bize bu dersi veren öğretmen kadar belki de daha fazla bilgi edindim. Derslerin üstündeki sorularla uğraşıyordum, yazılı sorular düzenliyordum. Matematik öğretmeni de yazılı olarak cevap veriyordu. Öğretmenimin ismi Mustafa idi, bir gün bana dedi ki :
- " Oğlum senin de ismin Mustafa benim de. Bu, böyle olmayacak, arada bir fark bulunmalı. Bundan sonra adın Mustafa Kemal olsun. " O zamandan beri ismim gerçekten Mustafa Kemal oldu.
Öğretmen sert bir adamdı. Sınıfta birinci, ikinci tanımıyordu. Bir gün bize :
"Aramızda kendine kimler güveniyor kalksınlar, onları müzakereci (çalıştırıcı) yapacağım" dedi.
Önce duraksadım. Ayağa öyleleri kalktı ki ben kalkmamayı tercih ettim. Bunlardan birinin çalıştırıcılığı altına girdim, çalışmanın ortasında daha fazla dayanamadım. Ayağa kalkarak :
- " Ben bundan daha iyi yaparım " dedim, bunun üzerine öğretmen beni çalıştırıcı yaptı. Eski çalıştırıcıyı benim müzakerem altına verdi.
Askeri Rüştiyeyi bitirdiğimde matematik merakım epeyce ilerlemişti. Manastır Askeri İdadisinde matematik pek kolay değildi. Bununla uğraşımı sürdürdüm... İdadide iken bıkmaksızın çalışıyorduk. Sınıfta birinci, ikinci olmak için hepimizde şiddetli bir gayret vardı. Sonunda idadiyi bitirdim. Harbiye'ye geçtim, burada da matematik merakı sürüyordu..."(1)
| |
Mustafa Kemal, Selanik Askeri Rüştiyesindeyken, matematik öğretmeni yüzbaşı Mustafa efendi sınıfa gelmediğinde, onun yerine birçok kez bu dersi vermiştir (2). Atatürk, yaşamının askeri öğrenim sonrası dönemlerini, ulusal ve uluslar arası büyük savaş ve devrim olayları içinde, aklın ve bilimin kılavuzluğunu izleyen Büyük Asker, Ulusal ve Çağdaş Devlet kurucusu, "Yirminci Yüzyılın Gerçek Önderi" olarak geçirdi. O'nun bu dönemlerde, ölümünden yaklaşık birbuçuk yıl öncesine değin matematikle ne ölçüde uğraştığını bilmiyoruz. Bu konuda, Türk Dil Kurum Başuzmanı A.Dilaçar'ın 10.11.1971 tarihli bir yazısı(1) çok ilginç bilgiler vermektedir. Bu yazıdan öğrendiğimize göre, "Atatürk ölümünden birbuçuk yıl kadar önce, üçüncü Türk Dil Kurultayından (24-31 Ağustos 1936) hemen sonra 1936-1937 yılı kış aylarında kendi eliyle Geometri adlı bir kitap yazmıştır".
Atatürk, bunu, birtakım Fransızca geometri kitaplarını okuduktan sonra hazırlamış ve yapıt ilk kez 1937 yılında "Geometri öğretenlerle, bu konuda kitap yazacaklara kılavuz olarak Kültür Bakanlığınca yayınlanmıştır"(3).
Bu 44 sayfalık yapıttaki boyut, uzay, yüzey, düzey, çap, yarıçap, kesek kesit, yay, çember, teğet, açı, açıortay, içters açı, dışters açı, taban, eğik, kırık, çekül, yatay, düşey, yöndeş, konum, üçgen, dörtgen, beşgen, köşegen, eşkenar, ikizkenar, paralelkenar, yanal, yamuk, artı, eksi, çarp, bölü, eşit, toplam, oran, orantı, türev, alan, varsayı, gerekçe gibi terimler Atatürk tarafından türetilmiştir (3).
Yapıttaki tanımların tümünü Atatürk yazmıştır. Her tanım, ilgi kavramı tüm öğeleriyle eksiksiz ve açık biçimde anlatmakta, özel ve temelli nitelikleri içermektedir. Gerekli ve yeterli örnekler de verilmiştir. Tanınmış bilim tarihçisi Ord. Prof. Dr. Aydın Sayılı, tam bir yetkiyle, bu Geometri kitabını, "küçük fakat anıtsal bir yapıt" diye nitelendirmiştir(4).
Atatürk, yaşamının önemli bir kesimini tarihin en büyük savaşlarından birinin içinde, ulusal ve evrensel sorumluluklar yüklenerek geçirdikten yıllarca sonra, düzenli bir mantık ve bilgi disiplini kesinlikle gerektiren matematik alanında, yeni türettiği terimlerle böylesine özlü bir yapıtı yazmakla, dil ve matematikteki üstün yeteneğini kanıtlamıştır. Atatürk'ün yaşamında çok belirgin bir örneğini izlediğimiz gibi, aslında dil ile matematiksel kültür arasında sıkı bağıntı vardır. Atatürk'ün dehasında, dil ve matematik gibi aklın değişik disiplinleri birbirini karşılıklı olarak hep olumlu yönde etkilemiş ve geliştirmiştir. Atatürk, "Fen terimleri o suretle yapılmalı ki anlamları ancak istenilen şeyi ifade edebilsin"(5) demiş ve bunu, Osmanlıca çok sayıda terimin yerine öz Türkçe karşılıklarını türetirken üstün bir başarıyla gerçekleştirmiştir.
Atatürk'ü, "Geometri" adlı yapıtını yazmaya zorlayan nedenleri, O'nun dil çalışmalarını yakından izlemek olanağını bulabilen tanınmış dil uzmanı A. Dilaçar şöyle açıklıyor :
" ... Atatürk hep matematikle uğraşırdı. Eski geometri terimleri çok ağdalı idi. Gen bile, uzun uzun bu terimleri okuduğum halde, şimdikiler Imışısında güçlüğünü daha iyi anlıyorum. Pedagojide bir gerçek var: Fıkır yolunun açık olması, bir ip ucunun bulunması lazımdır. Yoksa bir külçe gibi çöker. Müselles kelimesini ele alalım. Arapça okullarımızdan kaldırılmıştır. Sülüs'ten müştak (türetilmiş) bir kelime olduğunu öğrenin nasıl bilsin ? Arapça soğurucu bir dildir. Örneğin "müsteşrik" "şark" kelimesinden gelmiş bir kelimedir. Önüne, ortasına, arkasına birtakım heceler eklenmiş. Bunun aslını bulmak bir Arapça gramer meselesidir, Okullarımızdan Arapça, Farsça kaldırılmış olduğundan, öğren id "müselles"i küde kelime olarak karşısında görecektir. "Uç" aklına gelmeyecektir. Ama müselles yerine "üçgen" dersek, hır üç var. "Gen". Atatürk'e göre "genişlikten" alınmıştır. Bir ipucu var. "Dörtgen" dörtten gelmiştir. Bir ipucu vardır. "Eşit", denk anlamında olan "eş"ten gelmiştir. Ama müsavi Arapça bir kelimedir. Bu sebeple Atatürk'ün prensipleri burada da doğru idi. On im için bu en ağdalı olan bu bilim dalını ele aldı ve kitabı örnek olarak bıraktı..."
Atatürk'ün matematik terimlerini türetme ve bunları öğretime yerleştirme çalışmaları konusunda Prof. Dr. Vecibe Latıpoğlu, şu bilgilen veriyor:"
... Atatürk, matematiği iyi bildiği ve sevdiği için, terim devrimine matematikten başlamıştır, denilebilir. Çünkü Türk Dili (Belleten)'in Şubat 1937 tarihli yayınından bir ay sonra, Atatürk, ceyb (sinüs) ve tece^b (koşmuş)'m Türkçe karşılıklarının bulunması için 29 Mart 1937 tarihli Ulus Gazetesine ilan verdirerek bir yarışma açtırmıştır... Sonunda hazırlanan bütün terimler, Türk Dili (Belleten) dergisinin Ekim 1937 tarihli sayısında yer almıştır. Terimler, Türkçe-Osmanlıca, Osmanlıca-Türkçe, Fransızca-Türkçe olmak üzere sıralanmış ve ön sırayı matematik terimleri almıştır...
Atatürk terim çalışmalarının ülkedeki etkisini öğrenmek için, 1937 yılı sonbaharında, Sivas'a giderek, vaktiyle Sivas Kongresini topladığı lise binasında, dokuzuncu sınıfın geometri dersine girmiştir'"1'. Bu derste eski terimlerle öğrenimin zorluğunu birkez daha saptayan Atatürk, "Bu anlaşılmaz terimlerle, öğrencilere bilgi verilemez" diyerek kitabı atmış ve sonra tahta başına geçip "dili" yerine "kenar", "müselles" yerine "üçgen", "müselles mütesaviyül adla" yerine "eşkenar üçgen", "zaviye" yerine "açı" terimlerini kullanarak ünlü Pısagor teoremini öğrencilere anlatmıştır"'. Atatürk, bu inceleme gezisinde yanında bulunan Kültür Bakanı Saffet Arıkan'a tüm okul kitaplarının yeni terimlerle, hemen yarılması emrini vermiş ve Türkçeleştirilmiş terimlerle iki ayda hazırlanan kitaplar bütün okullara Kültür Bakanlığınca gönderilmiştir' .
Atatürk'ün türettiği matematik terimleri ve yaptığı geometri tanımlarının hemen hemen tümü bugüne değin değişmeksizin kullanıla gelmiştir. O'nun türettiklerinden sadece birkaç terim sonradan küçük ölçüde değiştirilmiştir. Örneğin Fransızca "hypothese'in karşılığı olan Osmanlıcıdaki" faraziye'nin yerine Atatürk, Türkçe "varsayı" terimini türetmiş ve sonradan bu terim varsayım" biçimini almıştır. Aynı şekilde O'nun "tümey açı", "bütey açı" terimlerinin yerini "tümler açı", "bütünler açı" terimleri almıştır. Çok az sayıda ve sınırlı olan bu terim değişikliklerini, Atatürk'ün dildeki temel ilkesinin doğruluğunun birer kanıtı saymak gerekir.
Prof. Dr. Afet İnan, Atatürk'ün çalışmalarını yıllarca yakından izleyebilmiş insanlardan biri olarak, O'nun bilime ve matematiğe verdiği önemi şöyle belirtiyor :
" ... Atatürk, kendi yetiştiği devrin müspet ilimlerini mesleki uzmanlığı bakımından bellediği vakit, berrak ve müspet bir görüşe sahip olabileceğini ve her hangi bir meseleyi matematiksel bir kesinlikle çözümlemeyi hedef tuttuğunu söylerdi."
Prof. Dr. A. İnan, 25.1.1982 tarihli özel bir yazısında' ', bu konuyla ilgili olarak şöyle diyor :
" Bilindiği gibi ilim konusu iki büyük bölümde işlenir ve bunlardan faydalanılır : Müspet ilimler, Sosyal ilimler. Atatürk gerek öğrencilik devirlerinde gerekse ömrü boyunca bu her iki ilimden çok faydalanmıştır. Mesela tarih onun için bir geçmişin hikayesi değil, günümüzde bu olanlardan ders almanın önemli olduğuna inanmıştır. Diğer taraftan asıl müspet ilimlerin başında gelen matematik bilgisi Atatürk için başlıca bir konudur. Çünkü matematik insan topluluklarına müspet yol gösteren re uygulamasında yarar sağlayan müspet bir ılım dalıdır. İşte Atatürk bu ilime çok değer verdiği için hem nazarı kısımları çok iyi bellemiş, hem de bunların uygulamasına her bakımdan önem vermiştir. Hatta matematik terimlerinin bugün kullandığımı; deyimleri tamamen kendi buluşları ile saptamıştır.
Atatürk bu konuda konuşurken özellikle söylediklerinden şunları anımsıyorum: "Ben öğrenim devrimde matematik konusuna çok önem vermiş olduğudur ve bundan hayatımın çeşitli safhalarında başarı elde etmek için faydalanmış olduğumu söyleyebilirim. Onun için herkes matematik bilgisinin çok gerekli olduğuna inanmalıdır. "Matematiksel kühüre böylesine önem veren Atatürk'ün bu konudaki çalışmaları, tarihte çok az sayıda örneklerine rastlayabildiğimiz Büyük Eğitimci niteliği de olan devlet adamlarından bin olarak kendisine seçkin bir yer sağutmada etken olmuştu. O'nun olağanüstü başarılı yaşamı, akademisinin girişine "Matematik bilmeyen buruya girmesin" diye yazan, antik çağın ünlü filazofu Platon (Eflatun) (M.Ö. 427-347.)'ün bu dileğinin yararını modern çağda kanıtlamıştır, denilebilir.
KAYNAKÇA
(*) O dönemde, şimdiki ortaokullara derecesinde olan okullara rüştiye, yaklaşık lise derecesindeki okullara idadi deniliyordu.
(**) Matematik öğretmeni yüzbaşı Mustafa efendi, Atatürk'e verdiği Kemal adını Onun resmi künyesine yazdırmıştır.
(1) Türk Neşriyat Yurdu: Türkün Altın Kitabı. Gazinin Hayatı Sebat Matbaası, İstanbul 1930, s.11-16.
(2) Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti: Tarih IV. T.C. Devlet Matbaası, İstanbul, 1937, s.17
(3) Geometri, Türk Dil Kurumu Yayınları / Atatürk Dizisi: 4.Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 1971, s.V-VII, I.
(4) Sayılı, A.: Bilim ve Öğretim Dili Olarak Türkçe, Bilim, Kültür ve Öğretim Dili Olarak Türkçe'den ayrı basım. Türk Tarih Kurum Basımevi, Ankara, 1978, s.424.
(5) Kocatürk, U.:Atatürk'ün Fikir ve Düşünceleri. İkinci Basım, Edebiyat Yayınevi. Ayyıldız Matbaası, Ankara, 1971, s.142.
(6) Terzioğlu, S.A.: Atatürk 1936-1937 yılında "geometri kitabı " yazmıştı. Cumhuriyet Gazetesi 15 Haziran 1971 s. ve 7.
(7) Hatipoğlu, V.: Atatürk ve Terim devrimi. Türk Dili Dergisi, l Kasım 1971, sayı 242. cilt XXXV, s. 90-91, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 2981-, 281.
(8) İnan, A.: Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler. Üçüncü Baskı, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Türk Tarih Kurumu Basımıevi, Ankara, 2981, s. 281.
(***) Sayın Prof. Dr. Afert İNAN, 25.1.1982 tarihli özel yazımı, kişisel başvurum üzerine kaleme almışlardır.
Türkiye Cumhuriyet İlelebet Payidar Kalacaktır
![]() | | |
Kuşkusuz ki Cumhuriyet tarihinin ilk yıllarında en çok fotoğrafı çekilen isim Mustafa Kemal Atatürk'tür. Nitekim günümüzde hala büyük önderin pek bilinmeyen, kişisel arşivlerde sır gibi saklanmış fotoğrafları bulunuyor. Kimi sadece yerel bir gazetede basılmış, kimi tozlu raflarda unutulmuş, kimiyse hatıra fotoğrafı olarak kalmış ve bugünlere kadar saklanmış. SABAH, Cumhuriyet'in 83. yılını kutladığımız bugün Ata'nın Uğur Yeğin arşivindeki gün yüzüne çıkmamış fotoğraflarını yayınlıyor. Nurdeniz Kutsel
Vapurda gazete keyfi
Atatürk, Harf Devrimi'nin bütün yurtta büyük bir heyecanla yürütüldüğü günlerde, İzmir Vapuru'yla İstanbul'dan Karadeniz'e açıldı ve 16 Eylül 1928 günü Samsun'a geldi. Bu fotoğraf seyahati sırasında güvertede
Hakimiyeti Milliye gazetesi okurken çekilmiş. Hakimiyeti Milliye gazetesi ismi bizzat Atatürk tarafından ismi konmuş ve Milli Mücadele sırasında ilk başyazısı da bizzat onun tarafından yazılarak çıkarılmıştı. Bu fotoğrafta Atatürk'ün yanında başyaveri ve Ulus Gazetesi Başyazarı Falih Rıfkı Atay bulunuyor. (Fotoğrafın en sağındaki).Hamza Rüstem fotoğrafları
Atatürk'ün İzmir'i 27 Ocak 1931 günü ziyaretine ait olan bu iki fotoğraf, Cumhuriyet fotoğraf tarihimizin ilk müslüman fotoğrafçılarından biri olan Hamza Rüstem tarafından çekilmiş. İzmir'i bu ziyareti 3 Şubat gününe kadar süren Atatürk, fotoğrafların birinde İzmir'in ileri gelenleri ile birlikte yemek yerken görülüyor.
Kendi okulunda ders izliyor
Atatürk, 19 Mayıs 1919'da İstanbul'dan ayrıldıktan sonra tam 8 yıl bu kente ayak basmadı. İstanbulluların büyük özlemle beklediği Ata sonunda 1 Temmuz 1927'de gelmeye karar verdi. Atatürk'ün Cumhuriyet tarihindeki ilk İstanbul ziyaretine ait bu fotoğraf da Temmuz 1927'de Harbiye Mektebi'nde ders sırasında öğrenciler ile çekilmiş.
Son Amasya ziyareti
Atatürk'ün Amasya'ya ilk gelişi, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktıktan hemen sonra, Milli Mücadeleyi başlatmak üzere 12 Haziran 1919'dadır. En son ziyaretine ait olan bu fotoğraf ise Kayseri'den başlattığı Yurt Gezisi'nde 22 Kasım 1930'da çekilmiş. Fotoğrafta Atatürk, Belediye binası önünde bir ihtiyar kadını dikkatle dinliyor.
Alıntıdır
11 Haziran 2008 Çarşamba
Trkycmhrytllbtpydrklcktr Nedir ?
R10.net Seo yarışma Kelimesi ve Kurallar
Yarışma kelimeleri (tırnak içinde):
“adtech ile reklam 2.0 dönemi başlıyor ve Trkycmhrytllbtpydrklcktr r10.net seo yarışması”
2. Google.com.tr adresi farklı datacenterlarda yayın yapıyor. Datacenterlar arası tam senkronizasyon yarışmanın biteceği zaman gerçekleşmemiş ise farklı sıralama sonuçları doğacaktır bu sebeple yarışma sonuçlarını kontrol için belli bir ip adresini referans kabul edilmesi daha uygun olacağı için belirlenen ip adresleri:
Ana ip adresi: 66.249.93.147
Yedek ip adresi: 66.249.93.99
3. Yarışmamızın Sponsoru “AD İnteraktif Reklam Hizmetleri Ticaret A.Ş” firması yarışmaya katılacak sitelerde” adtech text reklamlarının” olmasını ve en az 1 reklam alanında “adtech text reklam” kodunu sitelerine koymalarını zorunlu olarak istemektedir. Bu sebeple eğer adtech yayıncısı değilseniz buradan üyelik alıp yarışmaya katılacağınız sitenize adtech reklam kodlarından en az 1 tanesini koymanız gerekmektedir. Sitenizde yayınlayacağınız adtech text reklam gelirleriniz hesabınıza ay sonunda yatırılacaktır. Bu sayede yarışmacılar adtech reklamlarındanda para kazanabileceklerdir.
4. Yarışmaya katılım ücretsizdir. Yarışmaya katılacak domainin register tarihi 05 haziran 2008 tarihinden sonra olmalıdır. Yarışmanın ilan tarihinden önce kayıt edilmiş domainler katılırsa diskalifiye edilecektir.
5. Subdomain ile yarışmaya katılamazsınız. Ücretsiz alan adları ile yarışmaya katılamazsınız. Ücretsiz bloglar ile yarışmaya katılamazsınız. (siteadi.blogspot.com vs vs.)
6. Yarışmaya katılabileceğiniz site sayısı konusunda sınırlandırma bulunmamaktadır. İstediğiniz kadar siteniz ile yarışmaya katılabilirsiniz.
7- Yarışmaya katılan siteler r10.net nofollow kullanılmadan link vermeleri zorunludur..
R10.net Seo yarışması ödüller
1. 5000$
2. 3500$
3. 1500$
4. 1000$
5. 800$
6. 500$
7. 500$
8. 500$
9. 500$
10. 500$
11-20 arası yarışmacılara 250 $ nakit para ödülü verilecektir.
- Yeni dönemki yarışmaya yeni bir kaç kural getirecegiz. Yarışma kurallarını ihlal eden domainler diskalifiye edilecek. Herkez birbirini denetlemeye yardımcı olsun lütfen. Herkez gönüllü hakem olacak.
- Yarışma bu hafta başlayacak.
- Yarışma kelimesi herkezin online oldugu bir saatte muhtemelen geceleyin açıklanacak. Açıklanacağı saat belirtilecek. Geçen sefer ögrenci arkadaşların okulda oldugu bir saatte açıklamıştı bir çok arkadaş sitem etmişti.
- Moderatörlerde yarışmaya katılabilir çünkü bu sefer yarışma kelimesini daha önceden moderatör arkadaşlara duyurmayacağız.




